Montag, 5. Oktober 2015

TARİHİN BÜYÜK SIRRI: ŞİVEKAR SULTAN

Bugünki Cumhuriyet Türkiyesinin en büyük problemlerinden biri Ermeni Meselesidir. Bu yüzdende Ermenilerle alakalı ne varsa genelde Türk halkı tarafından negatif olarak değerlendirilmektedir. Örnek, bir türk padişahı'nın eşinin Ermeni olması, bugünki düşünceler için kabullenilmesi adeta imkansızdır. Ama 17. YY'da Ermeniler Osmanlı İmparatorluğunun saygın halklarından biridir. Tabii Ermeniler ve Türkler arasında evlilikler din farkı yüzünden gerçekleşmez ama herşeye rağmen kardeş gibi yanyana yaşamaktadırlar. Şimdi böyle bir ortamda bir Ermeni bayanın Türk Padişahı ile evlenmesinde hiçbir engel yoktur. Bunuda Sultan I. İbrahim kendisi göstermiştir. Merhum Celal Temrukoğlu'nun Notlarından:

(...) Nihayet 1646 senesinin yaz aylarından birinde Padişah yanına zevcelerinden Mahienver ve Saçbağı ile bugünki Yenikapı cihetinde gayet debdebeli bir araba ile gezmeye çıktığında, orada pek hoş bir evin önünden geçerlerken, Padişah arabayı durduruyor ve adamlarına evi görmek istediğini söylüyor. Hemen Ermeni olan ev sahibi çağırılıyor ve buda Sultan İbrahim'i görünce elini eteğini öperek içeri alıyor. Padişahın arkasından iki zevcesi ve diğer Saray ahaliside içeri giriyor. Evin bahçesi fevkalade güzel düzenlenmiş olup Hasbahçe nazarında olduğu görülüyor. (...) Sultan İbrahim evin bahçesinde alelacele eve koşan gayet şişman bir kız görüyor ve ev sahibi Ermeni Tacire kızın kim olduğunu soruyor. Ev sahibi de kendi kızı olduğunu söylüyor. Padişah kızın derhal huzuruna çıkarılmasını buyuruyor ve kız getiriliyor. O sırada Mahienver ve Saçbağı'da olan bitenin pek hayra alamet olmadığını birbirlerine söylerken, Sultan İbrahim yekten >Bu kızı haremime dahil ettim< diye ferman buyuruyor. İşte bu suretle ev sahibi olan Ermeni Tacirin kızı Şivekar ismi altında Sultan İbrahim'in zevcesi oluyor (...) Mamafih Şivekar Sultan 100 küsür ağırlığında fevkalade şişman bir kadındı. Bütün gün Saray'daki muazzam dairesinde oturur, akşamda süslenip hünkarının gelmesini beklerdi. Sultan İbrahim'in diğer zevceleri pek zayıf ve zarifti ve bu sebeptendirki bütün Hasekiler kocalarının böyle şişman bir kadına tamah etmesine bir mana veremiyorlardı (...)

Merhum Elif Naci, Şivekar Sultan'ın 140 kilo ağırlığında olduğunu yazıyor. 

Donnerstag, 1. Oktober 2015

SADRAZAM DERVİŞ MEHMET PAŞA

Dedemin notlarında enteresan bir bilgiye rastladım:

(...) Avcı Mehmet'in ilk veziriazamlarından ve Derviş lakabı ile meşhur olan Mehmet Paşa, esasında bir Çerkes prensi idi. Bu Paşa'nın hemşirezadesi (kız kardeşinin kızı) Prenses Katarina, Eflak hükümdarı Vasili Lupu'nun zevcesi olarak Eflak kraliçesi idi. Prenses Katarina'nın büyük hemşiresi Kırım Hanı III. İslam Giray'ın zevcelerindendi. (...) Gelin Alayı 1639 senesinde Bahçesaray'dan Eflak vilayetine vasıl olunca Silistre Valisi Nasuh Hüseyin Paşa, Gelin Alayını durdurup geçit parası talep etmiş. Bunun üzerine Paşa'ya 2.000 Duka altını verilmiş. Lakin bununla yetinmeyen Paşa, Osmanlı Sarayı içinde bir iki tane kız hediye etmek istediğini söylemiş. Nihayet Katarina kendi nedimelerinden iki tanesini seçip Osmanlı Sarayına göndermiş. Bu nedimelerden biri Katarina'nın halazadesi Ayşe Hatun idi. (...) Ayşe Hatun bilahare Osmanlı Sarayında Sultan IV. Murat'ın zevcelerine dahil edilip Mahziba ismi verildi (...) Mamafih Kraliçe Katarina 1661 senesinde zevci ve oğlu'nun vefatından sonra İstanbul'a yerleşti, zaten zevci Vasili Lupu'da tahtını kaybetmesinden sonra Osmanlıların mahkumu olarak Yedikule Hapishanesinde ölmüştü. Dört sene kadar İstanbul'da Sultan IV. Murad'ın dul zevcesi ve halazadesi Mahziba Haseki'nin yanında Eski Saray'da oturdu ve 1665 senesinde Eflak Vilayetine avdet edip bir sene sonra orada vefat etti (...)

Dienstag, 29. September 2015

ŞEKERPARE HATUN HAKKINDA

Şekerpare Hatun'un, yanı asıl adıyla Zehra Şehsuvar Hatun'un kimle evlendiği ve ne sebepten sürgüne gönderildiği konusunda değişik bilgiler edindim. Ancak edindiğim bilgiler çok çarpışık olduğundan, doğrusu benimde kafam karıştı.

Saraya alınış tarihi olarak 1642 kayıt edilmiş, öncelikle Zehra binti Çerkes Tahir Bey, bir başka kayıtta adı Ümerayı Çerakiseden Tahir Bey'in kerimeleri Zeliha Hatun, daha sonra Şehsuvar Usta ve son olarak Şekerpare Hatun şeklinde vesikalarda ismi geçiyor. Büyük bir ihtimalle Şekerpare adını Sultan İbrahim kendisine vermiş olacak.

Bilindiği kadariyle Kösem Sultan tarafından Saraya alınmıştır. Buna sebep de Mahfiruz Sultan'ın akrabası olmasıdır. Bu olayı daha önceki bir açıklamada burada yayımlamıştık.

Şimdi Şekerpare Hatun'un, Kara Musa Paşa mı yoksa Abaza Mehmed Ağa ile mi evli olduğunu açıklığa kavuşturmak lazım. Şayet Şekerpare Hatun 1647 yılında Kara Musa Paşa ile evlendirildiyse bundada kesinlikle Kösem'in bir parmağı vardır. Dedemin notlarında Şekerpare Hatun'un kiminle evli olduğu konusunda bir bilgiye henüz rastlayamadım. 
Şimdide Osmanlı Tarihcisis Halepli Mustafa Naima Efendi'nin yazdıklarını bir okuyalım:

(...) Cumâde’l-ûlâ’nın üçüncü hamis günü (Haziran 1648), musahibelerden Şekerpare Hatun, birçok işlere adı karışıp, kendisine bağlı adamları aracılığıyla rüşvet alıp haddini aştığı için diğer musahibelerle zıtlaştığı, konuyla ilgili Valide Sultan hazretleriyle aralarında geçen konuşma münakaşaya dönüştüğü, hatta Valide Sultan’ın onu kırbaçlayarak cezalandırdığı duyulur. Durum padişahın kulağına ulaşınca aynı gün bulunduğu yerden alınır ve bir kayığa konularak Sakız’a sürülür. Çoğunlukla onunla sohbet etmek için Şekerpare’nin sarayında bulunan Halep’ten ma‘zûl Hasan Paşa’nın eşi Ebe kızı Hamide Hatun,  o sırada orada olduğu için onun da sürgüne gönderilmesi ferman buyrulur. Fakat Hamide Hatun’un akıllı bir cariyesi “Hamide Hatun benim” diyerek kendisinin kayığa bindirilmesini sağlar. Bu şekilde Hamide kurtulur ve cariyesi davranışı ile ün kazanır. Şekerpare’nin malının müsadere edilmesi ferman olur, yakın adamlarından Sebzeci Süleyman ve Dede adlı iki kişiye sorulur. Bu iki kişi Şekerpare’nin gücü ve ününden yararlanarak çok zengin olup dönemlerinin Karun’u haline gelmişlerdir. Vâlide Sultan’ın yaptırdığı handa bir oda 16 sandık mücevher, altın ve gümüş ile doludur. Sandıkların anahtarlarını Sebzeci teslim eder ve sandıklar padişahın önüne getirilir. Hepsi Şekerpare’nin mührüyle açıldığında her birinin ağzına kadar mücevher, inci ile dolu olduğu, ayrıca altın, riyâl ve kıymetli yaldızlı Hint işleri ve başka kıymetli hediyelerin olduğunu gören padişah “Hay kâfir! Bana akşam ekmek alacak akçem yoktur diye yemin ederdi, bak neleri çıktı, hepsi benim malımdır!” diye ferman buyurur. Menzili kazındıkça (kebs oldukda) bir beyaz, bir sarı zerbaft kaplı kürk, bir kaç nîm-ten kürk, biri incili, ikisi zerdûz, diğerleri değişik kumaştan 200 yorgan bulunur. Başka çok sayıda kıymetli şeyleri ile 250 kese nakit para çıktığı söylenir. Birkaç gün sonra Şekerpare kethüdası Sebzeci denilen Ispanakçıbaşı damadı İbrahim Çelebi’nin boynu vurulup Aksaray Çarşısı’na terk edilir. Süleyman Dede ise gece boğulup ortadan kaldırılır. Şekerpare Hatun’u Koçbeyoğlu Pehlivan Ahmed adlı bir mübaşir ile İbrim’e sürerler.  Ahmed Ağa, “Şekerpare beklemediği anda sürgün edildiği için yanına harçlık almamış. İhtiyacını ağaya bildirir, Pehlivan da 600 akçeyi verir, bunun üzerine Şekerpare gayr-i ihtiyari Pehlivan’ın eteğini öpünce ikisinin de gözüne yaşlar gelip ağlarlar. Mısır sınırına gelince Haydar Ağazade Mehmed Paşa’ya rast gelirler, o da 300 altın, Mısır’a ulaştıklarında ise Mısır valisi Küçük Emir Paşa 500 kuruş harçlık verip, mübaşiri İbrim’e götürüp gelmiş (...)

Naima Efendi'nin yazdıklarıyla dedemin yazdıklarında fark var. Ayrıca burda anlatılan birçok şeyin ne derece objektif olduğuda sorgulanması şart. Üstelik mantıklıda değil, mesela Şekerpare'nin güya gayri kanuni elde ettiği serveti meydana çıkınca Sultan İbrahim'in tepkisi:
“Hay kâfir! Bana akşam ekmek alacak akçem yoktur diye yemin ederdi, bak neleri çıktı, hepsi benim malımdır!”. 
Şimdi Şekerpare Hatun'un hem kendi Sarayı var, onca hizmetkarı var, bunlarıda zaten Padişahın bizzatı kendisine ihsan etmişken, tutup Sultan İbrahim'e ''Akşam ekmek alacak akçem yoktur'' diyebilmesi hiç mantıklı geliyormu? Böyle bir saçmalık olabilirmi.

Burda dikkat çeken bir başka noktada Şekerpare Hatun'un fena şekilde Kösem ile kapışma hikayesidir. Bu olay güya  Haziran 1648 tarihinde gerçekleşmiş, ama o sırada Kösem Sultan oğlu İbrahim'in gözünden düşmüş ve Florya'da İskender Çelebi Bahçesinde sürgünde bulunuyordu. Peki bu durumda Kösem nasıl ve ne sebeple Şekerpare Hatun'a ceza verebiliyordu? Üstelik Şekerpare Hatun, Sultan İbrahim'in saltanatının sonuna kadar en gözde sırdaşı olmuştur. Şayet gerçekten böyle bir kapışma olayı olmuş ise, o zaman bu 1648 senesinin ilk aylarında gerçekleşmiş olması daha muhtemeldir. Ama o zaman bile Şekerpare Hatun'un kırbaçlandığını hiç zannetmiyorum, çünkü ne Sultan İbrahim nede Saçbağı Sultan bu tür bir cezalandırmaya izin vermezlerdi. Kaldıki Kösem böyle bir hatayada düşmezdi, sonuçta oğluyla arası zaten iyi değilde, tutup oğlunun en sevdiği kişilerden birini ağır cezalandırması kendi hayrına olmayacağı malumdu. Herşeyi en ince ayrıntısına kadar planlayan Kösem Sultan için böyle saçma bir hataya düşmesi açıkcası inandırıcı değil.

Hamide Hatun'a gelince, onun yerine bir cariyesinin kayığa bindiğide pek inandırıcı gelmiyor. Ama tabii neden olmasın, zaten Şekerpare ile Hamide Hatunlar çok iyi arkadaştı, en azından ikimizden biri bu şekilde sürgünden kurtulur diye düşünmüş olabilirler.

Servet meselesine gelince, Şekerpare Hatun doğuştan bir prenses, sonra bir kuzini Padişahın eşi, diğer kuzini Veziriazamın baldızı, erkek kardeşi Vezir makamında, amcaları Çerkes topraklarının hükümdarları. Keza böyle güclü bir takımın içinde bulunan Şekerpare Hatun'un politikada ne kadar nüfuz sahibi olduğunu artık siz sayın okuyan kendiniz tahmin edebilirsiniz. Böyle iktidar oyunlarına karışmış bir kişinin ne kadar zengin olabileceğinide düşünebilirsiniz. Yani Naima Efendi'nin burada uzun uzadıya listelediği altınlar, gümüşler ve mücevherler vs. böyle yüksek bir makamda bulunan bir kişi için gayet normal değilmi.

Sultan İbrahim dönemi Osmanlı Tarihinin en kara sayfalarından biridir, bunu asla inkar edemeyiz. O tarihlerde Padişah'tan başlamakla beraber bütün Saray erkanı halk tarafından nefret ediliyordu. Özellikle Saray Kadınlarının itibarı iyice düşmüştü. Bu yüzden Naima Efendi'nin olayları ne kadar obejektif anlattığıda tartışılır. Fakat merhum dedem Celal Beyin anlattıkları ise doğrudan aile içindeki anlatımlardan ve vesikalardan meydana gelmektedir. Her iki kaynağıda çok ciddi kontrol edip olaylara mantıklı bakmak şart.

Başbakanlık Osmanlı Arşivinden elde edilen belgelerde Şekerpare Hatun'un eşi olarak Abaza Mehmed Ağa geçmektedir. Kaynak:
  •  Osmanlı Arşivi:  Dosya No :35, Gömlek No :4071, Fon: İbnülemin-Vakıflar.

Samstag, 19. September 2015

17. YY HAREM MENSUBATI

Osmanlı Hareminde yaşamış o kadar çok bilmediğimiz kadınlar varki, sayıları herhalde 5000'in üstündedir. Hiç kendinize sordunuz mu, bu kadınların hayatları acaba nasıl geçti? Veya en basiti, isimleri neydi, nereden gelmişlerdi? Saray'da ki rütbeleri neydi? Politikaya karıştılarmı? Bunca sorunun cevabını bulmuk herhalde artık mümkün değil, ama Almanya'da eskiden Bamberg Üniversitesinde çalışmış bir arkadaşın vasıtasıyla elde ettiğimiz bilgileri ve dedemin eski vesikalardan tuttuğu notlar ve tabiiki Topkapı Sarayı Arşivinden şimdiye dek hiçbir yerde yayımlanmayan hizmetli listelerini zamanla buraya eklemek istiyorum. Sağolsun bize listeleri tedarik eden ve osmanlıcadan bugünki türkceye tercüme eden Sayın Dr. Josepha von Zrinski'ye şükranı bir borc bilirim.

17. YY'da Harem de yaşamış kişilerin isimleri, bilindiği kadarıyle kökenleri ve rütbeleri:
 (Bu liste 1600 - 1700 yılları arasını kapsamaktadır)

Listeyi daha hızlı tamamlamak için kısaltmalar kullanıldı:

Ht. = Hatun
Kd. = Kadın
Kl. = Kalfa
Rt. = Rütbe
Kö. = Köken

  1. Selime Ht.
  2. Zeynep Ht., Kö. Abaza, Rt. Muazzez Sultan'ın nedimesi.
  3. Peyker Ht.
  4. Gülferah Ht., Kö. Abaza Hurşid Ağa'nın kızı, Rt. Muazzez Sultan'ın nedimesi.
  5. Safiye Ht.
  6. Şehsuvar Ht., Rt. Rukiye Sultan'ın nedimesi.
  7. Mahpeyker Ht., Kö. Rus, Rt. Dördüncü Mehmet'in Hazinedarı.
  8. Ayşe Ht., Kö. Çerkes, Rt. Şekerpare Hatun'un nedimesi.
  9. Sabiha Ht.
  10. Neşhersaime Ht., Kö. Çerkes
  11. Rukiye Ht., Kö. Boşnak, Rt. Sultan IV. Mehmet'in hizmetlisi.
  12. Ümmügülsüm Ht., Kö. Çerkes
  13. Nevbahar Ht., Rt. Hazinedar Usta
  14.  Şahin Ht., Kö. Tatar 
  15. Fahriye Ht.
  16. Firdevs Ht.
  17. Nurişems Ht.
  18. Dilber Ht.
  19. Dilbersima Ht.
  20. Dilşuküfe Ht.
  21. Aşkter Ht.
  22. Aşkınıyaz Ht.
  23. Seher Ht.
  24. Bahtiyar Ht.
  25. Laleru Ht.
  26. Naz Ht.
  27. Fatma Letafet Ht., Kö. Gürcü Mehmet Paşa'nın kızı, Sultan İbrahim'in Muhasibelerinden.
  28. Ayşe Ht.
  29. Sabriye Ht.
  30. Hulkiye Ht.
  31. Hoşdem Ht.
  32. Çeşminergiz Ht.
  33. Çeşmiyar Ht.
  34. Cazibe Ht.
  35. Gevher Ht.
  36. Gevherdil Ht.
  37. İnci Ht., Kö. Çerkes, Rt. Mahfiruz Sultan'ın nedimesi.
  38. Fikriye Ht.
  39. Mahmure Ht.
  40. Memduha Ht.
  41. Vecihe Ht.
  42. Vicdan Ht.
  43. Fatma Ht.
  44. Kevser Ht., Kö. Arnavut, Zahariya Ali Bey'in kızı, Rt. Sultan I. Ahmet'in Hazinedarı.
  45. Pembe Ht.
  46. Pakize Ht., Kö. Abhaz Hasan Ağa'nın kızı, Rt. Mahfiruz Sultan'ın nedimesi.
  47. Billur Ht., Kö. Çerkes, Rt. Handan Sultan'ın nedimesi.
  48. Naciye Ht., Kö. Safiye Sultan'ın hizmetinde.
  49. Mahçehre Ht., Kö. Boşnak Rt. Dilaşub Sultan'ın nedimesi.
  50. Canfeda Saliha Ht., Kö. Arnavut, Rt. Sultan I. Ahmet'in Saray Kethüdası.
  51. Mürğü-şah Ht., Kö. Çerkes prensi Boletuko'nun kızı, Rt. Mahfiruz Sultan'ın nedimesi.
  52. Handan Ht.
  53. Hoca Meryem Ht.
  54. Hatice Ht., Kö. Hasan Ağa kızı
  55. Hanife Ht.
  56. Halime Ht.
  57. Mülayim Ht., Kö. Çerkes, Rt. Handan Sultan'ın nedimesi.
  58. Kamer Ht.
  59. Asude Ht.
  60. Serdarzade Ht., Serdar Osman Bey kızı, Rt. Saray Kethüdası

Freitag, 18. September 2015

MAHİENVER SULTAN'IN AKRABASININ MEKTUBU

Dün çok enteresan bir mektup aldık. Okuduğumda çok şaşırdım, çünkü yazan şahıs kendisinin Sultan I. İbrahim'in eşlerinden olan Mahienver Sultan'ın akrabası olduğunu yazıyordu. Mektup Viyana'dan gönderilmiş.
Şimdi burada Sayın Adnan Mataranga'nın mektubundan bazı kesitleri paylaşmak istiyorum. Ayrıca mektup türkce dilinde yazılmış:

Muhterem Melike Hanımefendi,

internette paylaştığınız değerli bilgileri okudum ve çok beğendim. Kan bağımız olmasada bizim ailede Osmanlı Hanedanı ile akrabadır. Sultan Deli İbrahim'in dördüncü eşi Fatma Mahienver Haseki'nin soyuna mensubum. Yanlız bilgilerinizde hata var, Mahienver Arianiti ailesinden değildi, annesi Arianiti idi, babası Muzaka ailesine mensuptu. Babası Dibra beyi Murad Muzaka'dır. Ayrıca Kanuni Sultan Süleyman'ın annesi Hafiza Sultan'da aynı ailedendir. Zaten bu akrabalık sayesinde Mahienver Saray'a alınmıştır. Mahienver'in dayısının kızı Zafire Hatun'da Saray'da büyümüştür. Lakin bunun hayat hikayesi çok kederli geçmiştir (...) Zafire Hatun Kapıcıbaşı Mustafa Paşa ile evli idi ve Saray'da çok nüfuz sahibiydi, zira Turhan Sultan'ın isteği üzerine IV. Mehmet'in sütannesi olmuştu. Zafire Hatun'un oğlu Osman'da böylece Saray'da büyümüştür. Lakin Sultan İbrahim Zafire Hatun'un oğlunu kendi oğlundan daha çok sevmeye başlayınca Turhan Sultan çok bozulmuş, hatta bir gün İbrahim gene Zafire Hatun'un oğlunu severken Turhan Sultan gelip kendi oğlu IV. Mehmet'i eşinin kucağına koyup >Şehzaden dururken ne için bu halayığın oğlunu seversin< demiş. İbrahim de zaten aklı yerinde değil, almış IV. Mehmet'i havuza atmış. Bu hadise üzerine Turhan Sultan derhal Zafire Hatun'u oğluyla beraber Mekke'ye sürmüş. Yanlarınada bir Harem Ağası verilmiş. Gemi ile giderlerkende Venediklilerin eline düşmüşler. Kendi canlarını kurtarmak içinde Harem Ağası bu çocuğun padişahın oğlu olduğunu söylemiş. Hemen Girit adasına götürülmüşler ve orada hapsedilmişler. Girit de Zafire Hatun'un oğlu katolik yapılıp hristiyan adetlerine göre yetiştirilmiş. Böylece İbrahim'e hakaret etmek istemişler. İşte bu yüzdende Sultan İbrahim Girit adasına savaş açtı. Savaş başlayınca Zafire Hatun ve oğlu Osman Avrupa'ya götürülmüşlerdir. Seneler sonra Zafire Hatun Venedik de ölmüş, oğlunun nerede öldüğünü bilmiyoruz. (...) Mahienver Sultan ise İbrahim'in en çok sevdiği eşlerindendir. Hatta düğünlerinde Mahienver'in ayaklarına çuvalla altın döktürüp günlerce şenlik icra ettirmiş. Babası ve kardeşlerine de maaşlar bağlanıp ünvanlar verilmiş (...)


Sayın Adnan Mataranga'ya bilgilerini bizimle paylaştığı için çok teşekkür ederiz.

Donnerstag, 17. September 2015

PERİHAN HATUN OLAYI

Tarihe Perihan Hatun Vakası diye geçen olayı kimi tarihciler red ederken kimileride Osmanlı Tarihi'nin en kara ve fütursuz hadiselerinden biri olarak savunurlar.
Bu olay, Sultan I. İbrahim'in ne derece kadın düşkünü olduğu ve aklii dengesinin yerinde olmadığının en kuvvetli delilidir.
Merhum dedemin notlarından aynen aktarıyorum:

(...) 1647 senesinde Saray'da fevkalade bir hadise zuhur etti. Sultan İbrahim'in vezirlerinden olan Sivas Beylerbeyi Abaza İbşir Mustafa Paşa'nın muazzam bir düğün ile Gürcü prensi Magril (Mawril) Han'ın büyük kerimesi Prenses Perihan Hatun ile evlendiği bütün devlette işitildi. Saray'da bile bu kadın'ın adeta mest-i alem olduğu söyleniyordu. Nihayet lakırdıları İbrahim de işitti ve derhal Perihan Hatun'un Saraya getirilmesini istedi. Emri ferman ile İbşir Mustafa Paşa'ya haber yollatıp nikahlı zevcesini kendi haremine dahil edileceğini buyurdu, hatta Sivas'a vezirlerini gönderip Perihan Hatun'u vakit kaybetmeden getirilmesini emretti. İbşir Mustafa Paşa bu edepsiz haberi alınca, katii suretle zevcesini Deli Padişah'a peşkeş çekmeyeceğini söyledi ve karısını göndermedi. Fakat Hükümdarı hiddetlendirmemek için henüz gencecik yaşta bulunan baldızı Cihan Hatun'u Saray'a gönderdi. Vezirler bu kızı İbrahim'e takdim ettiklerinde evvela padişah biraz bozuldu, ama bir müddet sonra güzel kıza hayran kaldı ve Perihan Hatun'u unuttu. Derhal Cihan  Hatun'a hususi daire hazırlattırıp Gözdesi yaptı. İbrahim bu hatunu >Şeker gibi tatlı kadınım, bol Şekerli dilber-i ranam< diye seviyordu. Bu suretle Cihan Hatun'a Şekerbolu adını taktı. (...) Kısa zamanda Şekerbolu Hatun padişahın en gözde cariyesi oldu ve Saray'da adeta bir kraliçe gibi hüküm sürdü. Kendisine en güzel elbiseler, en pahalı mücevherler alındı ve devletin her bir yerinden emlaklar verildi. Üstüne üstelik iki tane de çocuk doğurunca iyice şimarmaya başladı. Kösem ile arasıda açıldı. Etrafındakilere tepeden bakmaya başladı ve her defasında >Ben sizin gibi cariye değilim, ben Mawril Han'ın kızıyım< diye böbürleniyordu. Lakin Sultan İbrahim tahttan indirilip katledilince başa geçen Turhan Sultan bu kadını ve diğer ortaklarıyla beraber Eski Saraya gönderdi (...) Şekerbolu Hatun geri kalan ömrünü sessizlik içinde Eski Sarayda tamamladı (...)

SULTAN I. İBRAHİM'İN EŞLERİ VE MUHASİBELERİ

Geçmişte pek çok kişi Sultan I. İbrahim'in eşlerini, Saray'da hizmet gören ve padişahın Muhasibeleri olan kadınlarla karıştırmışlardır. Burada bu hatayı düzeltmek istiyor ve bununla beraber, Tarihci Andre Clot'un mektuplarından ve diğer kaynaklardan oluşan iki liste sunuyorum:

Sultan I. İbrahim'in Eşleri:

1.Hatice Turhan Sultan (1626 - 1683), Evlilik 1641, Ukraynalı, Asilzade Samilo Tuçapski kızı, babası Samilo'nun 1629 yılında Rus ordusu ile Tatarlara karşı savaşırken ailesi Tatarlar tarafından rehin alındı ve henüz üç yaşındaki kızı ve beş yaşındaki oğlu köle olarak İstanbul'a götürüldüler. Hatice Turhan'ın ağabeyi Saray'da büyüdü ve müslüman olup Yusuf adını aldı. Bu aile Yusuf Ağa tarafından devam ediyor.
Kör Süleyman Paşa tarafından iki kardeş Kösem'e hediye edildiler. Kösem de Turhan'ı kızı Atike Sultan'a hediye etti.
Çocukları: Sultan IV. Mehmet ve Beyhan Sultan.


2.Saliha Dilaşub Sultan (1627 - 1689), Evlilik 1641, Hırvat-Boşnak, Asilzade Baboniçi ailesinden, babası Mehmet adını almış eski bir hristiyandır. İki kızını hediye olarak Kösem Sultan'a göndermiş.
Çocukları: Sultan II. Süleyman, Ümmü Gülsüm ve Ayşe Sultan.

3.Hatice Muazzez Sultan (1626 - 1687), Evlilik 1641, Abhaz, Asilzade Akuçba ailesinden. Sultan II. Ahmet'in, Küçük yaşta ölen Şehzade Süleyman ve Fatma Sultan'ın annesi. Babasının ismi Hasan Bey. Bunun amcaları İbşirli Mustafa Paşa, Abaza Mehmet Ağa. Eski Valide Sultan Alime'nin akrabası ve Deli olan I. Mustafa'nın dayı kızı. Kösem tarafından oğluna hediye edildi.
Mirahur Abaza Ahmet Paşa'nın kız kardeşi, bu Paşa daha sonra Sultan I. İbrahim'in en büyük kızı Ümmü Gülsüm Sultan ile evlendirilmiştir.
Akuçba Ahmet Paşa 1656 yılında Edirne de idam edildi.

4.Ayşe Haseki Sultan (1628 - 1683), Evlilik 1642, Kırım Tatarı, Asilzade Bulgakov ailesinden.
Şehzade Murat'ın ve Gevherhan Sultan'ın annesi. Babası Şahin Bulgakov, annesi Süğlünbike Giray'dır.

5.Mahienver Haseki Sultan (1628 - 1690), Evlilik 1642, Arnavut, Asilzade Murad Bey Muzaka, Annesi Arianiti ailesinden.
Şehzade Osman ve Kaya Sultan'ın annesi.

6.Leyla Saçbağı Haseki Sultan (1629 - 1694), Evlilik 1643, Çerkes, Asilzade Çerkasski ailesinden. Babası Ahmet Birhan Mirza. Kardeşleri Çerkes Hasan Paşa ve Hubyar Hatun.
Şehzade Selim'in, Atike ve Bican Sultanların annesi.

7.Şivekar Haseki Sultan (1625 - 1693), Evlilik 1646, İstanbullu Ermeni.
Şehzade Cihangir ve Şehzade Bayezid'in annesi.

8.Hümaşah Haseki Sultan (1634 - 1695), Evlilik Aralık 1647, Çerkes olduğu söyleniyor, fakat dedemin notlarında Kırımlı olduğu ve Bahadır Giray'ın kızı olduğu yazıyor. Zaten Giray ailesinden olduğu için Sultan I. İbrahim çok tantanalı düğün yaptırmıştır. Kendisine İbrahim Paşa Sarayı hediye edilmiştir.
Şehzade Orhan'ın annesi.



Sultan I. İbrahim'in Musahibeleri:

1.Şehsuvar Zehra Şekerpare Hatun (1625 - 1649), Çerkes, Musahibe tayini 1642, Leyla Saçbağı'nın amca kızı. Babası Tahir Mirza Çerkasski. Kardeşlerinden Çerkes Kenan Paşa daha sonra Fatma Sultan'ın kızıyla evlendi ama Hanımsultan henüz çocuk olduğu için evlilik surii kaldı. Kenan Paşa 1666 yılında Şehrizor'da öldü. Adı değişik entrikaları karıştığı için İbrim/Mısır'a sürgüne gönderildi. Dedemin notlarında bu konu hakkında şöyle yazıyor:
(...) Turhan Sultan sarayında artık Çerkesleri istemiyordu, bilhassa nefret ettiği ortaklarının akrabalarını katiyyen İstanbul'dan def etmeyi hedefliyordu. Bu sebepten en başta Şekerpare Hatun ve bunun iyi ahbabı olan Sultan İbrahim'in sütkardeşi Hamide Hatun'u İbrim'e sürgüne gönderdi. (...) Şekerpare İbrim'e bağlı Ezrak'da kendisine bir köşk aldı ve orada oturdu (...)

Bir başka kayıtta Sakız Adasında öldüğü yazıyor, herhalde müsade isteyip Ezrak'dan oraya taşınmış olabilir, bilinmiyor.
Şekerpare Hatun'un kısa süreliğine Sadrazam olan Musa Paşa ile evli olduğu söyleniyor ama belgelerde Abaza Mehmet Ağa ile evlendiği yazıyor. Vakıf kayıtlarındada Şekerpare Hatun'un eşinin Abaza Mehmet Ağa olduğu kayıtedilmiş. Bu konuyla alakalı Başbakanlık Osmanlı Arşivinden elde edilen belge:

Osmanlı Arşivi:  Dosya No :35, Gömlek No :4071, Fon: İbnülemin-Vakıflar.


2.Handanzade Latife Hatun (1620 - 1660), Türk, Musahibe tayini 1641, babası Handan Ağa'dır ve 1645 de ölmüştür. Latife Hanım eşi Hezarpare Ahmet Paşa'dır. Ahmet Paşa 1647 de Latife Hanım'ı boşadı, çünkü henüz kundakta bulunan Beyhan Sultan'la evlenmek istiyordu. Boşanmadan sonra Latife Hanım çocuklarıyla erkek kardeşine sığındı ve fakir olarak öldü. Eski eşi Ahmet Paşa ise oğlu Bakii Bey'i Kemankeş Kara Mustafa Paşa'nın kızıyla Topkapı'da evlendirirken, Yeniçerilerin isyanı sırasında parçalandı. Kesilen gövdesi Yeniçeriler tarafından ibret olsun diye şehirde gezdirildi.

3.Voyvodakızı Despina Şahnisa Hatun (1622 - 1671), Eflak, Musahibe tayini 1642, Eflak Voyvodası Agamati'nin kızı. Babası tarafından Saraya hediye gönderilmiştir. Sultan İbrahim'e hikayeler anlatmakla ve gönlünü hoş tutmakla vazifeli. Bir gün İbrahim'e Samur Kürklü bir hikaye anlatınca, padişah hemen Voyvodakızına Samur Kürklü bir daire hazırlatmıştır. İtibarı ve nüfuzu sayesinde çok zengindi ve ailesine bu şekilde çok yardım etti.
Sultan I. İbrahim'le olan çocukları: Küçük ölen Şehzade Ahmet.

3.Hubyar Hatun (1626 - 1688), Çerkes, Muhasibe tayini, babası Ahmet Birhan Mirza, Saçbağı Sultan'ın kız kardeşi. 1647 yılında Hazerpare Ahmet Paşa'nın ağabeyi Sarhoş İbrahim Paşa ile evlendirildi.

4.Meleki Hatun (1610 - 1656), Arnavut, Jonima ailesinden Halil Bey'in kızı. Sarayın Başhazinedarı ve Kösem'in baş hizmetlisi. 1651den itibaren Turhan Sultan'ın hizmetinde. Kösem'in torunu IV. Mehmet'i öldürteceğini Turhan Sultan'a ihbar etti ve böylece Kösem'in katledilmesine yol açtı. 1656 yılındaki Vakayı Vakvakiye diye tarihe geçen bu olayda Yeniçerilerin isyanı sırasında eşi Kahveci Şaban Ağa ile beraber parçalandı. Şaban Ağa ile 1654 yılında evlenmişti.


5.Şekerbolu Hatun Prenses Cihan Saakadze (1630 - 1578), Gürcü, Musahibe tayini 1647, Abaza İbşir Mustafa Paşa'nın eşi Perihan Hatun'un kız kardeşi. Gürcü Prensi Mawril Han'ın kızı (asıl adı Georgi Saakadze). Sultan I. İbrahim, Mustafa Paşa'nın eşinin güzelliğinden duyunca Sarayına getirilmesini istedi, ama Mustafa Paşa eşini göndermedi, onun yerine baldızı Cihan Hatun'u gönderdi. İbrahim bu Hatun'un güzelliğinden mest oldu ve ona Şekerbolu ismini taktı. Şekerbolu Hatun sevgilisi İbrahim'in öldürülmesinden sonra Eski Saraya hapsedildi.
Sultan İbrahim'le olan çocukları: Küçük ölen Safiye ve Hatice Sultanlar.


Kaynakca:

-Andre Clot, Mektuplar
-Yılmaz Öztuna, Devletler ve Hanedanlar, Cilt 2
-Çağatay Uluçay, Padişahların Kadınları ve Kızları
-Celal Temrukoğlu, Anıları, Mektupları ve Notları