Dienstag, 14. April 2015

MAHİDEVRAN SULTAN'IN BİYOGRAFİSİ AVRUPA'DA YAYIMLANIYOR !!!

Nihayet uzun bir süreden sonra büyük-halam Mahidevran hakkında yeni gelişmeler var!

Daha öncedende belirttiğim gibi Mahidevran'ın Biyografisi bir avrupalı tarihci tarafından hazırlanıyor ve büyük bir ihtimalle önümüzdeki son bahar yayımlanacak.

Bu önemli Kitap ile tarihte ilk defa bir Padişah eşinin Biyografisi yayımlanmış olacak! Şaşırtıcı yeni belgelerle ve görsel malzemelerle harika bir çalışma olmuş. Bu Kitap ile sadece Mahidevran Sultan'ın değil ileriki dönemlerde yaşamış Mahfiruz Sultan ve Saçbağı Sultan'ın hayatlarıda aydınlanmış olacak.

Yayım tarihi netleşdiğinde bilgileri buraya ekliyeceğim.

Saygılarımla

Melike de Chimay-Temrukoğlu

Samstag, 6. Dezember 2014

ENTERESAN GELİŞMELER

İnternette bir belge yayımlandığında bunların sahte olduğu bazı kişiler tarafından söyleniyor. Yani İnternete eklemeden doğrudan kitapda, gazetede, dergide yayımlanması daha güvenilir olduğunu maalesef şimdi daha yeni anlıyorum. Ben aslında, tarihle ilgilenen kişilerin kolayca belgelerden istifade etmeleri için İnternette yayımlanmasını düşünmüştüm. Ama gel görki bazı kişiler böyle düşünmüyor. Tabii İnternette çok sahte belge ve bilgi var maalesef, bizim belgelerimizinde öyle olduğunu düşünenler olmuştur. Bu yüzden daha sağlıklı çalışmalar için artık burda belge yayımlamayacağız. Zaten seneye çıkacak olan Mahidevran biyografisinde bütün belgeler bulunacak.

Ayrıca bu akşam, ismi lazım değil, bir şahıs TV de belgelerimiz hakkında negatif konuştu. Fakat enteresan olan, geçen hafta Alevi Derneğinden biri ''Mahidevran bir Alevi Şeyhinin kızkardeşidir'' demesine hiç lakırdı etmedi. Ama bizim belgelerimizi tenkid etti. Ne tuhaf değilmi?

Maalesef Türkiye de yeni ve önemli bilgiler çok zor kabul edildiğinden, bu tür olaylar sürekli oluyor. Ayrıca Türkiye de ki üstünkörü akademisyenlerin sayısıda haddinden fazla olduğundan böyle olmasıda şaşırılacak bir durum değil. Zaten Türkiye de ki bazı grupların Tarihleriyle hiç barışık olmadıkları ve bu konuda ne kadar sorun yaşadıkları ortadadır. Kısacası bundan böyle aileme ait belgeleri kitap, dergi vs. gibi yayımlarda kullanacağız.

 

Dienstag, 2. Dezember 2014

OSMANLI HANEDAN İLE AKRABA OLMA SEVDASI

Geçen hafta Haber Türk de yayımlanan bir makale hakkında görüş bildirmiştim. Şimdi de her taraftan beni arayıp soru soruyorlar. Alevi'lerin Mahidevran'la akraba olma sevdasının kaynağı nedir diye. Bende ne söyleyim, gidin kendilerine sorun diye cevap verdim. Hoş hangi kaynaklara dayanarak böyle iddialarda bulunuyorlar bende bilmiyorum. Osmanlı Arşivin de Padişah eşleri hakkında belge kıtlığı olduğundan, birden her taraftan Osmanlı Hanedanı ile akraba olduklarını söyleyen kişiler türemeye başladı. Bu nasıl birşeydir anlamıyorum. Ne gibi bir menfaat güdüyorlar onuda bilmiyorum. Ne kadar tuhaftır ki bu kişiler senelerce susup şimdi meydana çıkıyorlar. Neden şimdi? Demekki bir çıkarları varki böyle hareket ediyorlar.

Açıkcası ve bunu hiç çekinmeden yazıyorum, benim veya ailemin Osmanlı Hanedanı ile illa akraba olma isteğimiz yoktur. Zaten Osmanoğullarıyla akrabada değiliz. Çünkü Osmanlı Sarayına gelin giden halalarımızdan bugüne kadar devam eden bir soy yoktur. Sonuç akrabalıkta yoktur. İşte Mahidevran Sultan, Kanuni Sultan Süleyman'la evliydi ve birkaç tane çocuğunun annesiydi, o kadar. Ne kan bağı kalmış ne de başka bir bağlantı. Tabii gönül isterdiki Şehzade Mustafa'nın soyu devam etsin, ama maalesef devam etmemiş. Aynı şekilde Mahfiruz Sultan'ın soyuda tükenmiştir. Oğlu Sultan Genç Osman katledildi ve çocuklarıda öldürüldü. Mahfiruz Sultan'ın diğer oğullarıda katledildi. Sonra Saçbağı Sultan, bunun kızları evlenmiş ama onların çocuklarıda kundakta ölmüş. Netice itibariyle bizim ailemizle Osmanlı arasında bir kan bağı kalmamıştır.

Osmanlı Hanedanıyla gerçektende akraba olan Çerkes, Abhaz ve Gürcü aileleri halen devam ediyor. Bu ailelerin ellerinde bulunan dökümanlar çok değerli. Burdan bu ailelere sesleniyorum: Lütfen belgelerinizi Akademisyenlerimizle paylaşınız. Tarihe hizmet ediniz. Saraya gelin giden hala veya teyzeleriniz varsa, lütfen onlardan kalan dökümanlarınızı yayımlayınız. Osmanlı Haremi'nin aydınlanmasına yardım ediniz. Şimdi bu belgeri bilim dünyası ile paylaşmazsanız bu önemli bilgiler sizinle beraber kaybolup gidecek. İleriki nesiller bu konulara önem vermeyecek. Rica ederim buna mani olunuz.

Büyük bir kültürün çöküşü herzaman için bilgisizlikten kaynaklanır. Bu yüzden bilgisizlik her medeniyetin ölümüdür.

Sonntag, 30. November 2014

ALEVİ MESELESİ / SERSEM ALİ BABA

Bu hafta içinde HaberTürk de yayımlanan bir haber, bizi ailece tekrar çok üzdü. Çünkü yayımlanan Haber de Mahidevran'ın alevi bir şeyhin kardeşi olduğu yazıyordu. Şeyhin ismi Sersem Ali Baba! Makedonya'da bir Tekke kurmuş vs. vs.

Ne kadar enteresan değilmi, Alevi'lere karşı senelerce savaşan Yavuz Sultan Selim'in gelini güya kendi toplumlarından. Halbuki Alevi'ler Yavuz Sultan Selim'i hiç sevmezler ve ailesine karşıda nefret beslerler. Ben bunu pek çok Alevi tanıdıklarımdan duymuştum. Yanlış anlaşılmasın, katiiyyen Alevi'lere karşı değilim, bilakis Sünni Alevi ayrımı yapılmasına çok karşıyım. Sonuçta hepimiz insanız ve herkes inancında hürdür. Ama maalesef Türkiye de bu konular çok zor.

Fakat kesinlikle yanlış bilgilere karşıyım! İster Alevi, Sünni veya Hristiyan olsun farketmez. Bu yüzden buradan bu haberi yayımlayan Haber Türk gazetesini ve makale yazarını kınıyorum. Biz alevi şeyhinin soyundan gelmiyoruz! Biz Çerkes-Kabardeyiz! Alevi değil! Burdan bütün Çerkeslere sesleniyorum, lütfen siz de görüşlerinizi bildirin, yalan yanlış haber yayımlayanlara karşı gelelim.

Lütfen yanlış haberlere mani olalım! 

Saygılar.

Montag, 24. November 2014

MAHİDEVRAN HAKKINDA YENİ HABERLER

Dün pek çok internet gazetesinde Mahidevran Haseki hakkında enteresan haberler çıktı, ama haberde maalesef çok büyük bir hata yapılmış.

Haber de Mahidevran'ın babasının bir Osmanlı Paşası olduğunu yazmışlar, ama bu yanlış! Mahidevran Haseki'nin babası Çerkes Hükümdarı İdar Mirza'dır. Ayrıca bir hata daha yapılmış: Mahidevran güya Çerkes Bitu Mustafa Paşa'nın kızı olduğu yazılmış, buda yanlıştır! Zaten Paşa kızı demeleride bu hatadan kaynaklanıyor.

Ben Sn. Dr. Doğan Yavaş beyle görüştüm ve bu hatanın giderilmesini rica ettim, zaten kendiside yapılan hataların farkında. Kısa zamanda düzgün bir haber çıkartılacakmış.

Ama burdan tekrar ediyorum: Mahidevran Haseki'nin babası Kabardey Çerkes hükümdarı İdar Mirza'dır. Mahidevran'ın ağabeyi Bitu Mustafa Paşa ise sonradan Osmanlı Paşası olmuştur. Bende zaten Mustafa Paşa'nın neslinden geliyorum.

Mahidevran Haseki'nin kimliğini, yanlışların düzeltilmesi için, özet olarak tekrar yazmak istiyorum:

Mahidevran Haseki, gerçek adı: Malhurub 
Doğum Tarihi ve Yeri: 1498 Taman Yarımadası (dedem notlarında Anapa civarı diyede yazmış)
Ölüm Tarihi ve Yeri: 2.3.1581 Bursa
Babası: İnarmaz oğlu İdar Mirza
Annesi: Mengli Giray kızı Nazcan Hatun
Ağabeyi: Bitu Mustafa Paşa
Ablaları: Fatı Şahıdevran Hatun ve Akile Hatun
Kardeşi: Belkıs Hatun
Üvey kardeşleri (Baba bir anne ayrı): Temruk Mirza, Kambulat Mirza ve Şelegot Mirza
Eşi: Sultan I. Süleyman
Evlilik Tarihi: Şubat 1512 
Çocukları: 1.Şehzade Mahmut
                 2.Şehzade Mustafa
                 3.Şehzade Ahmet (Bu Şehzade için Mehmet ve Orhan'da deniliyor)
                 4.Fatma Sultan
                 5.Raziye Sultan


Lütfen daha fazla hata yapılmasın, rica ederim bilgileri doğru verelim.


Saygılarımla

Melike d'Henin de Chimay

Sonntag, 19. Oktober 2014

YENİ BELGELER

Mahidevran Haseki ile alakalı yeni belgeler gün yüzüne çıktı. Avrupalı bir tarihci bayan (ismini henüz açıklamayacağım, çünkü çalışması devam ediyor) Mahidevran Haseki hakkında bir biyografi yazıyor. Çalışması için ailemize müracaat etti ve bizde elimizde bulunanları kendisine verdik, ayrıca Rusya'daki aile mensuplarımızlada görüşerek çok değerli belge ve bilgiler edindi. Şimdiye kadar bizim bilmediğimiz ve merhum fransız tarihci Andre Clot'un da araştırmalarında yer alan Misallu Tahire Hatun adında bir bayanın mektupları ortaya çıktı. Öğrendiğimize göre Misallu Tahire Hatun, halamız Mahidevran Haseki'nin sarayda nedimesi imiş ve Bursa'da yanında bulunmuş. Özel bir kolleksiyoncunun arşivinde bulunan bu değerli mektupların yayımlanması konusunda ikna edildiğini öğrendik. Aynı şekilde Mahidevran Haseki'nin kardeşlerinin mektup ve tutanaklarıda yayımlanacakmış. Bundan hariç Faika Hatun, Çerkes Mehmet Megu Ağa, Vorkoç Ağa, Abide Hatun, Yenemok Arslan Ağa, Turun Giray Ağa, Ferhat Ağa, Ferhunde Hatun ve daha başka kişilerin mektup ve raporlarınında bulunduğunu haber aldım. Bu kişilerin Mahidevran Haseki'nin maiyetinde veya çevresinde yaşayanlar olması lazım. Benim şaşırdığım diğer bir nokta ise, neden şimdiye kadar bu belgeler kullanılmadı? Niçin araştırılmadı? Bu kadar çok belge bulunması ne kadar güzel, azimli bir tarihci bu bilgilere ulaşabilirdi diye düşünüyorum. Merhum halamız için cariyeydi demek kolay, üstünkörü akademisyenlerin elinde arşivler. Çok yazık çok. Sürekli geri adım atılıyor.

Yeni gelişmeler olduğunda buraya ekliyeceğim. Saygılar

Melike Chimay

Samstag, 2. August 2014

Sultan Deli İbrahim'in Raks Eden Eşi

Geçenlerde bir aile dostu beni aradı ve blog'umu okuduğunu söyledi. Buna ilaveten Saçbağı Sultan hakkındaki bilgileri çok enteresan bulduğunu ve hatırladığı kadariyle Saçbağı hakkında bir şarkı'nın da olduğunu belirtti. Bu şarkıyı hemen hatırladım. Aile içinde bu konu hakkında birşeyler duymuştum. Babamı aradım ve ona sordum. Verdiği bilgilere göre Sultan İbrahim döneminde Saray'da bulunan ve aslen Avrupalı olan Ali Ufki isminde bir besteci Saçbağı hakkında bir türkü derlemiş. Lakin bu türküyü araştırıp bulduktan sonra büyük bir hayal kırıklığına uğradım. Çünkü türkü'nün sözleri çok ''intim'' veya ''özel'' diyelim. Yatak odası bölümüne giren türkünün sözlerini okuyunca hemen babamı tekrar aradım ve onada anlattım. Babam çok güldü ve şöyle dedi: ''E kızım ne zannediyordun, Deli İbrahim gibi bir padişah'ın sarayında edep mi arıyorsun!'' ve ilave ederek ''Deli İbrahim'e boş yere deli demiyorlar, çok oynak ve fevri bir sultanmış'' dedi.

Ama çok düşündüm, Sultan İbrahim deli olsada kendi eşi hakkında böyle edepsiz bir türkünün bestelenmesine nasıl müsade etmiş? Ben buna bir anlam veremedim. Bu yüzden dedemin notlarını karıştırıp bir açıklama aradım ve gerçektende buldum. Bakın merhum dedem Celal Bey bu olayı nasıl izah ediyor:

(...) Sultan İbrahim hem tahtından hemde canından olduktan sonra sarayın musiki hocası Polonya muhtedisi Ali Efendi yeni hükümranlığı ele geçiren Turhan Sultan ve avanesi için bir türkü derleyip takdim etmiş. Türkü de Saçbağı Sultan nahoş vaziyetlerde tasfir ediliyormuş. Zaten Turhan Sultan'ın pek nefret ettiği ve hakkında ''Pis Çerkes Karısı'' dediği Saçbağı Sultan'ın bu na'edep vaziyette türküde tasfir edilmesi fevkalade hoşuna gitmiş. Saçbağı türküden haberdar olunca yanındakilere ''Behey Allah'dan korkmaz, kul'dan utanmaz namert tohumları, ne vakit ben müteveffa Efendimizin huzurunda raks edip eteklerimi savurmuşum, bu reziller beni kendileri ile karıştırırlar, bana iftira ederler, Allah onlardan sorsun'' demiş.(...) 

Bence bu satırlar herşeyi açıklıyor. Osmanlı Sarayının entrikalarını asla unutmayalım ve bazı tarihi dökümanların çoğu zaman taraflı olduklarınıda göz önünde bulunduralım. Sonuçta Ali Ufki de diğer saraylılar gibi yeni iktidar sahiplerine yaranmak istiyordu. Bu her devir için geçerlidir, herkes kendi menfaatini düşünüyor.