Mittwoch, 13. Juli 2016

SULTAN İBRAHİM'İN MODERN DÜŞÜNCELİ EŞLERİ

Bütün Osmanlı Tarihi boyunca kadınların en çok politikaya karışmaları aslında Sultan I. İbrahim dönemindedir. Daha önceki dönemlerde Valide Sultan'ların hükümranlıkları görülmektedir. Ama doğrudan birden fazla Haseki Sultan'ın yani Padişah eşlerinin aynı zamanda siyasete karışmaları ancak I. İbrahim zamanında görülmektedir. Bu yüzden I. İbrahim'in saltanat yıllarını aslında doğrudan Haseki'ler Saltanatı demek bile doğru olur. Artık Devlet'in idaresi Padişah'ın annesi Kösem Sultan'ın ve İbrahim'in 8 eşinin elindedir. Sultan İbrahim ise bir Kukla-Hükümdarıdır. Bu yüzden İbrahim'in Saltanat yılları için büyük bir çöküş devri denilmektedir. En çok bu devir de haraç toplandığı, derebeyliğin yaygınlaştığı ve başıbozuk bir yönetim yüzünden adaletsizliğin baş gösterdiği Türk Tarihcileri tarafından vurgulanır. Peki gerçekten de İbrahim dönemi bu kadar kötümüydü?

Malum kadınların siyasete karışmaları genelde Türkiye de ki Tarihciler, Akademisyenle ve Araştırmacılar tarafından negatif karşılanıyor. İbrahim dönemini görmüş tanıklarda genelde bu devrin kötü olduğunu yazıyorlar, ama unutmayalımki 17.YY'da kadınlar 2.Sınıf Vatandaşı idi ve bir kadın'ın siyasete karışması ve erkeklere emir vermesi pek hoş karşılanmıyordu. Bu yüzden Devletin bütün problemlerinin kaynağı olarak İbrahim'in eşleri gösterildi. Fakat gerçektende İbrahim'in eşleri Osmanlı Devletini yıkmaya mı çalışıyorlardı? Elbette hayır! Mantıklı düşünelim: İbrahim'in eşleri'nin Osmanlı'yı bölmekten veya halka baskı uygulamaktan ne gibi bir faydaları veya çıkarları olabilirdi? Sonuçta çocuklarının kaderi Osmanlı'nın istikbaline bağlıydı. Bu yüzden Osmanlı'yı yıkmaya veya bölmeye çalışmaları pek mantıklı olamaz. Örneğin Turhan Sultan veya Dilaşub Sultan devleti bölmeye çalışsalardı aynı zamanda oğullarının geleceğini yok etmiş olurlardı. Bu yüzden Devleti bölmek ve halka baskı uygulamak yerine bütünlüğü sağlamak ve halkın sevgisini kazanmak onların birinci hedefleriydi. Ancak bu sayede kendi oğullarının istikbalinide korumuş olurlardı. Buna rağmen İbrahim'in eşleri kendi aralarında entrikalara karışmaya devam ettiler, çünki her biri kendi oğlunu Tahta çıkarmak istiyordu ve İbrahim'in malum 8 tane eşi vardı ve her biride kendi oğlunu Padişah görmek istiyordu, bu yüzden Osmanlı Sarayı bu dönemde bir Entrika yumağına dönüştü.

Osmanlı ve Türk Tarihcileri İbrahim'in eşlerini karalarken Yabancı elçiler onları övüyor bile diyebiliriz. Bu büyük fark neye bağlı? Örnek Venedik Elçisi Giovanni Soranzo 1646 yılındaki yazılarında: (...) Sultan'ın eşleri kimsesiz çocukların himayesi için yüksek miktarda Altın bağış ettiklerini öğrendik. Bu çocuklar tahsil görmeleri için özel olarak okullara gönderiliyorlar. Sultan'ın eşlerinden bazıları aralıklarla bu okulları ziyaret bile ediyorlar (...) diyor. Aynı şekilde Fransız Elçisi Jean de la Hay 1646 yılındaki yazısında: (...) Türk'ün yedi karısı var, bunların hepside birbirinden güzel kadınlarmış (...) bu kadınlar özellikle fakirler için çok para harcıyorlar (...).

İbrahim'in eşlerinin zihniyetlerini ve yaşam tarzlarını gene Elçi Raporlarından öğrenmek mümkün. Venedik Elçisi Giovanni Soranzo 1646 yılında: (...) Sultan'ın sarayında ki kadınlar türklerin kılık kıyafetlerine göre değil, bizim kadınlarımız gibi giyindiklerini öğrendik. Özellikle Sultan'ın eşleri Venedik usulü esvablara büründüklerini ve Avrupa lisanları konuştuklarını duyduk (...)

Fransız Elçisi Jean de la Hay 1647 yılında: (...) Büyük Türk'ün eşleri maiyetleriyle beraber mesireye gidiyorlar. Yanlarında götürdükleri maiyet takımı çok kalabalık aynı bizim kraliçemizin maiyeti gibi. Uzaktan gördüğüm bu mesire gezintileri çok şaşaalı ve Sultanların kıyafetleri çok güzel. Duyduğumuza göre Büyük Türk'ün kadınlarının cümlesi bizim gibi giyiniyorlarmış, hatta bazıları lisanımıza da vakıfmış (...) mesire gezintilerinde sazlı sözlü müzik alemleri yapılıyor ve şarkılar söyleniyor. Bu tür eğlencelerde Sultanlar çocukları, akrabaları ve nedimeleriyle beraber bir çadırda oturuyorlarmış. Türlü şerbetler, yemişler ve tatlılar ikram edildiği gibi civardaki fakir ve muhtaç kimselerede yemekler gönderiliyormuş. Bu yüzdendir ne zaman Büyük Türk'ün eşlerinden biri mesireye çıksa hemen fakirler de toplanıp onların ardından gidiyorlar (...) Sultanlar çok yüksek gönüllü ve bilgililer (...) Şimdi Türk'ün sekiz eşi var ve her biri ayrı bir güzelliğe sahip olduğu gibi yüksek tahsilli ve çok akıllılarmış (...) ben bizzat yedi Sultanın mesire çıkışını gördüm ve diyebilirmki bizim adetlerimize nazaran bu Sultanların hayatları çok daha şaşaalı ve debdebeli (...)

Samstag, 2. Juli 2016

SULTAN İBRAHİM'İN EŞLERİNİN RESMİ

Sultan İbrahim bütün hükümdarlığı boyunca Avrupa'da en çok konuşulan ve merak edilen Hükümdarlardandı. Özellikle Sultan İbrahim'in eşleri Avrupalıların ilgi odağı idi, çünki diğer Padişah eşlerine nispet İbrahim'in eşleri kendilerini halka gösterip, Avrupalı kadınlar bile kabul ediyorlardı . Üstelik hepside Haseki Sultan ünvanını taşıyorlardı, buda Osmanlı'nın aynı anda 8 tane Kraliçesi olduğunu gösteriyor. Haseki Sultan ünvanı Avrupa'da ki Kraliçe ünvanına en yakın olan makamdır. Osmanlı'nın son döneminde çıkartılan Hanedan Nizamnamesinde Kadınefendi'lerin Kraliçe olduklarını vurguluyor. Bunlar genelde 4 adettir, ama İbrahim'in 8 tane nikahlı eşi vardı. İbrahim'in psikolojik hastalığından dolayı kadınlarının istedikleri herşeyi yapıyordu, böylece kadınlarının nikah istemeleri karşısında bu isteklerinide yerine getirmiştir. Bu yüzden İbrahim'in bütün eşlerinin nikahlı olması Osmanlı Tarihinde Kanuni'den sonra gerçekleşen önemli bir olaydır. İbrahim ilk 7 eşini sade törenlerle saray'da nikahlamışken, son eşi Hümaşah için muazzam bir düğün töreni icra ettirmiştir. İşte bu sebeplerden Avrupalılar İbrahim'i ve eşlerini çok merak etmişlerdir.

Fransız akademisyenlerinden Sn. Charlotte de Polastron bize bir karikatür gönderdi, kendisine çok teşekkür ederiz. Bu karikatürde Sultan İbrahim ve eşleri görülmektedir. Yanlız Hümaşah Sultan bu resimde yoktur, çünki 1646 yılını gösteriyor. 


Samstag, 25. Juni 2016

ŞEHZADE MUSTAFA'NIN OĞLU MEHMET'İN ÖLÜME GÖTÜRÜLÜŞÜ

Elimize yeni bir resim geçti.
Resim de Şehzade Mustafa'nın oğlu Mehmet'in annesinden ve ailesinden ayırılmasını gösteriyor. Malum Şehzade Mustafa'nın 6 Ekim 1553 tarihinde öldürülmesinden sonra ailesi Bursa'ya sürgün edilmişti. Bu olaydan bir ay sonrada 10 Kasım 1553 tarihinde de Şehzade Mustafa'nın henüz 7 yaşındaki oğlu Mehmet ailesinin elinden alınarak öldürüldü.



Mittwoch, 22. Juni 2016

MAHİENVER SULTAN RESMİ

Sultan İbrahim'in eşlerinden olan Arnavut kökenli Mahienver Sultan'ın ailesine mensup Sn. Seniye Mataranga, bize büyük halasının resmini gönderdi.

Sn. Seniye Mataranga ile irtibatı sağlayan Sn. Müzehher Tepedelenli'ye de ayrıca çok teşekkür ederiz.

Mahienver Sultan, ca. 1646

Samstag, 18. Juni 2016

RAZİYE SULTAN HAKKINDA YENİ BİLGİLER

I.Süleyman'ın yedi kızı vardı, bunlar:
  1. Meryem Sultan (1510 - 1512) Çiçek salgınında Kefe de öldü.
  2. Neslihan Sultan (1511 - 1512) Çiçek salgınında Kefe de öldü.
  3. Fatma Sultan (1521 - 1572)
  4. Mihrimah Sultan (1522 - 1578)
  5. Raziye Sultan (1525 - 1556)
  6. Hatice Sultan (1557?) çocukken öldü.
  7. Şahıhuban Sultan (1560?) çocukken öldü.
Raziye Sultan 1525 yılında dünyaya geldi. Şehzade Mustafa'nın maiyetine mensup olan Alman soylusu Bernhard von Rixingen 1550 yılındaki raporunda Raziye Sultan'ın kocasının 10 sene önce öldüğünü yazıyor. Buda Raziye Sultan'ın evlendiğini gösteriyor. Genç yaşında dul kaldıktan sonra ikinci defa evlenmemiş. Çocuklarının olup olmadığı bilinmiyor, belki çocukları bebekken ölmüş olabilir. Amasya'da ve Konya'da fakirlere ve kimsesiz çocuklara büyük bir servet harcadığından halk arasında  ''Tasasız Raziye Sultan'' diye anılmış. 

Şehzade Mustafa'nın 1553 yılında öldürülmesinden sonra annesi ile Bursa'da oturmuş ve orada 1556 yılında genç yaşında ölmüştür. Babasının sütkardeşi Yahya Efendi'nin müridi idi ve ölümünden sonra vasiyeti üzerine Yahya Efendi'nin Tekkesi'nin bahçesine defn edilmiştir.

Raziye Sultan'ın henüz 31 yaşında ölmesi ağabeyi Şehzade Mustafa'nın öldürülmesine çok üzüldüğünden kaynaklandığı düşünülüyor. Hastalıktan ölmüş de olabilir.


Freitag, 17. Juni 2016

ENTERESAN BİR ELÇİ RAPORU

Avusturya Elçisi Frederico di Strassoldo'nun 1511 yılına ait raporunda Mahidevran Sultan'ın ablası Şahıdevran Hatun ile ilgili çok enteresan bilgiler var:


(...) Büyük Türk'ün (II. Bayezid kastediliyor) oğullarından biri Selim'dir. Orta boylu olduğu söylenen Türk'ün (I.Selim kastediliyor) en sadık adamlarından biri Arnavut'ların asil bir soyundan olan Ahmet Paşa'dır. Ahmet Paşa'nın babası zamanında Venedik taraftarı idi, daha sonra müslüman olmuştur. Karısı'da bir Çerkes beyi'nin kızı imiş. Söylendiğine göre büyüleyici bir güzelliğe sahip olan bu kadını Selim bizzat kendi haremi için istemiş, ama Selim'in birinci karısı olan Tatar kadın karşı çıkmış, çünki yeğeni imiş. Bu yüzden Çerkes'i Ahmet Paşa'ya vermişler. Kırım'da Tatarların sarayında ve galiba annesi ile oturan Çerkesi büyük bir debdebeli alay ile Trabzon'a getirmişler (...) Ahmet Paşa daha sonra çıkan bir isyanda öldü (...)

Dienstag, 7. Juni 2016

KÖSEM SULTAN'IN ÖLDÜRÜLMESİNİ GÖSTEREN RESİM

Kösem Sultan'ın öldürülmesini gösteren bir resim elimize geçti. Resmi Sn. Teresa Farnese gönderdi. Kendisine bu yolla çok teşekkür ederiz.

Temsili bir resim olduğunu unutmayalım lütfen.

Kösem Sultan'ın öldürülmesi. Yerde yatan ölüler Kösem Sultan'ın sadık nedimeleri.